Okuma teması:
Dil:
📢 Otomatik sonraki bölüm:
🔊

Chapter XIX (On Dokuzuncu Bölüm)

'Küçük Prens'in 19. Bölümünü orijinal İngilizce metin, Türkçe çeviri, detaylı IELTS kelime bilgisi ve açıklamaları ve İngilizce orijinal ses kaydı ile keşfedin. Dinleyin ve okuma becerilerinizi geliştirin.'

İngilizce Orijinal
Çeviri
IELTS Kelime Bilgisi (TR)

Tanıdığı dağlar, dizlerine kadar gelen üç yanardağdı. Sönmüş yanardağı da ayak taburesi olarak kullanırdı. "Bu kadar yüksek bir dağdan," diye düşündü, "tüm gezegeni tek bakışta görebileceğim ve bütün insanları..."

🔊
volcanoes /vɒlˈkeɪnəʊz/
n. Yer kabuğundaki açıklıklardan magma, sıcak gaz ve kül püskürten dağlar.
🔊
extinct /ɪkˈstɪŋkt/
adj. Artık faaliyette olmayan, sönmüş (yanardağ için); nesli tükenmiş.
🔊
footstool /ˈfʊtstuːl/
n. Ayaklarını dinlendirmek için kullanılan alçak tabure veya sehpa.
🔊
glance /ɡlɑːns/
n. Kısa ve hızlı bir bakış.
🔊
planet /ˈplænɪt/
n. Güneş veya başka bir yıldız etrafında yörüngede dönen gök cismi.
🔊 But he saw nothing, save peaks of rock that were sharpened like needles. "Good morning," he said courteously.

Fakat iğne gibi sivrilmiş kayalık tepeler dışında hiçbir şey görmedi. "Günaydın," dedi nezaketle.

🔊
peaks /piːks/
n. Dağların veya tepelerin en yüksek noktaları, zirveler.
🔊
sharpened /ˈʃɑːpənd/
adj. Keskinleştirilmiş, ucu sivrilmiş.
🔊
needles /ˈniːdlz/
n. İğneler, dikiş veya tıbbi enjeksiyon için kullanılan ince, sivri araçlar.
🔊
courteously /ˈkɜːtiəsli/
adv. Nezaketle, kibar bir şekilde.

"Günaydın—Günaydın—Günaydın," diye yankıladı yankı.

🔊
echo /ˈekəʊ/
n. Sesin bir yüzeyden yansıyarak tekrar duyulması, yankı.

"Kimsin sen—Kimsin sen—Kimsin sen?" diye yankıladı yankı.

"Arkadaşım olun. Tamamen yalnızım," dedi.

"Tamamen yalnızım—tamamen yalnızım—tamamen yalnızım," diye yankıladı yankı.

🔊 "What a queer planet!" he thought. "It is altogether dry, and altogether pointed, and altogether harsh and forbidding. And the people have no imagination. They repeat whatever one says to them..."

"Ne tuhaf bir gezegen!" diye düşündü. "Tamamen kurak, tamamen sivri, tamamen sert ve itici. İnsanların da hayal gücü yok. Onlara söylenen her şeyi tekrarlıyorlar..."

🔊
queer /kwɪə(r)/
adj. Tuhaf, acayip, alışılmadık.
🔊
altogether /ˌɔːltəˈɡeðə(r)/
adv. Tamamen, bütünüyle.
🔊
pointed /ˈpɔɪntɪd/
adj. Sivri uçlu, keskin.
🔊
harsh /hɑːʃ/
adj. Sert, acımasız, sevimsiz.
🔊
forbidding /fəˈbɪdɪŋ/
adj. Ürkütücü, tehditkâr, yaklaşılması zor görünen.
🔊
imagination /ɪˌmædʒɪˈneɪʃn/
n. Hayal gücü, zihinde canlandırma yeteneği.
🔊
repeat /rɪˈpiːt/
v. Tekrarlamak, aynı şeyi tekrar söylemek veya yapmak.